Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
°C

Güzel Ahlakın Şubesi; Sadakat

Güzel Ahlakın Şubesi; Sadakat
Reklam

İstikamet ehlinin en büyük alâmeti, “sadakat” yani doğruluktur. Allah-u Zülcelâl’in kendisi ile beraber olmasını isteyen kimse, sadakate dört elle sarılmalıdır. Çünkü Allah-u Zülcelâl bir ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur: “Ey iman edenler; Allah’tan korkun ve sadıklarla beraber olun.” (Tevbe; 119)

Peygamber Efendimiz sallallâhu aleyhi vesellem de bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuştur: “Kesinlikle doğruluk iyiliğe götürür. İyilik de cennete götürür. Kul, sürekli olarak doğru söyler ve doğruyu ararsa Allah’ın katında ‘doğru’ olarak yazılır. Kesinlikle yalan kötülüğe götürür. Kötülük de cehenneme götürür. Kul, sürekli olarak yalan söyler ve yalanı ararsa Allah’ın katında ‘yalancı’ olarak yazılır.” (Buhari, Müslim)

Sadakat, taat ve ibadet, Allah-u Zülcelâl’e verdiğimiz ahde vefa göstermektir. Allah-u Zülcelâl başka bir ayet-i kerimede ise şöyle buyurmuştur: “Mü’minlerden öyle adamlar vardır ki Allah’a verdikleri söze sâdık kaldılar. İçlerinden bir kısmı verdikleri sözü yerine getirmiştir (şehit olmuştur). Bir kısmı da (şehit olmayı) beklemektedir. Verdikleri sözü asla değiştirmemişlerdir. Bunun böyle olması Allah’ın, doğruları, doğrulukları sebebiyle mükâfatlandırması; dilerse münafıklara azap etmesi yahut onların tevbesini kabul etmesi içindir. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” (Ahzab; 23- 24)

Sadakat, Allah-u Zülcelâl’in kılıcıdır. Neyin üzerine konulursa konulsun, onu keser. Yani, doğruluğun açamayacağı hiçbir kapı yoktur. Şu üç husus, sadıktan başkasında bulunmaz: Tatlı dil, heybetli bir görünüm, nurani bir yüz.Sadıkı, ya üzerine farz olanı eda ederken veya nafile ibadetle meşgul olurken görürsün. Başka bir halde göremezsin. Onun için Haris Muhasibi rahmetullâhi aleyhiye; “Sadıkın alameti nedir?” diye sorulunca, şöyle cevap vermiştir: “Sadık o kimsedir ki insanların yanındaki itibarının hepsi onların kalbinden çıksa bile, buna hiç aldırış etmez. Sahip olduğu güzel amellerinden bir zerresine bile, halkın vakıf olmasını arzu etmez. Kötü amelinin insanlar tarafından bilinmesinden hoşnutsuzluk duymaz. Çünkü bundan hoşnutsuzluk duyması, insanlar arasında itibarının artmasını arzu etmesi demektir ki bu da sadıkların ahlakından değildir.”

Denilmiştir ki: “Sadakatin hakikati, yalandan başka bir şeyin seni kurtaramayacağını sandığın bir yerde doğru söylemendir.”

Kaynak; Seyda Muhammed Konyevi Hz – Temel Esaslar

Reklam
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.